Bize Gönderin

Bize Gönderin;
Sevgili okur, eğer sen de bizimle yazdıklarını paylaşmak istersen, yazını önümüzdeki ayın 7'sine kadar -bokgibi1blog@gmail.com - mail adresine gönderebilirsin.
" Haydi dök bize kuruntularını... "

24 Mart 2018 Cumartesi

Hazal & Gazal -Dilber Öztürk- [Takipçilerimizin Kuruntuları]


HAZAL & GAZAL

Tık

Tık

Tık…

Duyuyor musun sesi? Yağmurun sesi bu, damla damla vuruyor cama, damlalar bütünleşiyor camın buğusunda. Sonra ben o buğuya bir hazal çiziyorum bir de gazal. Bilir misin nedir gazal? Gazal iplikçi demektir. İlmiklere emek emek işlenen her şeyde adını gizleyen demektir. Kışın üstüne kazaktır yünden, belki ipten bir top. Kimse bilmez, kimse görmez ama o oradadır, tam orada. İlmeklerin arasından bakar bana, bakar sana bakar görmek isteyen her bir ademoğluna, bakar iki ilmek arasından. Herkes görmez herkes bilmez ama ben görürüm ben bilirim. Nereden mi bilirim? Çünkü her ilmekte babam gizlidir benim. Ne zaman bir çocuk görsem elleri babasınınkilere kenetlenmiş, yüreğim kamaşıverir en ince yerinden çünkü onu hatırlarım, babamı hatırlar ona giderim en onlu günlere giderim. Daha gün aydınlanmamışken elimden tutup karanlık sokak aralarından atölyesine götürüşüne giderim.
O rutubetli, duvarları hafif nemli atölyesine gider, en babamlı günler yaşarım içimde bir yerlerde. Beni bir ayağı ötekilere göre biraz daha kısa olan ahşap sandalyesine oturtur, dumanı üstünden hiç eksik olmayan çayından bir yudum alır ipleri kasnakta gererken bana ipleri anlatırdı her bir ipin ötekilerden farklı oluşunu her ipin renginin farklı bir anlam taşıdığını her ilmeğin nasıl emek oluşunu anlatırdı. Kilimler işlenirken nasıl çabalar harcandığını anlatırdı o her ilmeyi yılmadan, usanmadan atan genç kızları ha bir de işlenen onca desenin anlamlarına değinirdi. Kırmızı neden kalp demekmiş o zamanlar öğrenmiştim sarı neden ayrılıkmış o zamanlar bellemiştim.” Yöremizde kilim demek ilim demektir kilim sevdadır derttir özlemdir istektir” dizelerini o zamanlar ezber etmiştim. Atölyemizin önünde bir ağaç vardı, kavak ağacı hiç meyvesini yemek nasip olmadı neden mi? eh çünkü hiç meyve vermedi de ondan :) ama her mevsim oradaydı o ağaç en zemheri aylarda bile. Babam başımızdan eksik olmasın onun yaprakları kadar ömrüne ömür olsun derdi hep. Benim ömrüme ömür oldu da babama olmadı, olamadı. Ben o kavak ağacı gibi her mevsimde dallanıp budaklanırken babam hazala döndü yapraklarını döktü kabukları kurudu sonra bir gün hiç beklemediğimiz bir gün yıkılıverdi o dev gibi ağaç, atölyesinin önüne. O kavak ağacı o gazal bir anda kupkuru bir hazala dönüşüverdi. Ondandır bu her çocuk gördüğümde yüreğimin en ince yerinin sızlaması ondandır bu her kavak ağacında gözlerimin buğulanıp babamı özlemem her iplik görüşümde babamın duasına neden âmin dedin diye kendimi kınamam, ayıplamam neden “cümlemizin senle beraber” lafını o zamanlar öğrenememiş olduğum için kendime kızmam. Ondandır bu her buğulu cam görüşümde bir hazal bir de gazal çizmem…



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder