Pipo içmenin tarihçesi yüzyıllar öncesine dayansa da
Avrupa’da bu tarih Amerika kıtasından tütünün Avrupa’ya ulaştığı 16. Yüzyılda
başlamaktadır. Amerikan yerlilerinin “Calumet” ya da “Barış Çubuğu” adını
verdikleri pipolarında tütün ya da başka bitkileri ritüellerinde kullanmak
amacıyla içtikleri bilinmektedir. Eski Mısır’daki arkeolojik kazılarda pipo
benzeri bulgulara rastlanmış olsa da bu objelerde içilen tütünün nereden elde
edildiği gizemini korumaktadır.
Tütünün Avrupa’ya gelişiyle birlikte bütün dünyada yaygın
biçimde kullanımının da başladığı söylenebilir. Böylece tüm dünyada farklı
materyallerden pipo üretimi de yaygınlaşmıştır. Bu materyaller, kil, tas,
seramik, ağaç, cam ve lüle taşı biçiminde çeşitlilik göstermektedir. 1800’lü yıllarda
Fransa’nın St.Claude bölgesinde “briar” ya da “bruyere” adi verilen “Erica
Arborea” adli bitkinin kökünden pipo üretimine başlanmasıyla birlikte piponun
modern tarihi de başlamış olur. Türkiye’de de bulunan Erica Arborea adli bitki,
ağaç fundası, funda, süpürge tohumu ve beyaz çiçekli püren gibi isimlerle
anılmaktadır. Yanmaya karsı dayanıklı oluşu ve gözenekli yapısından dolay en
dayanıklı ve ideal pipo yapım malzemesi olan briar, Sahin Piponun da ürün
gamında yer alan bütün pipoların ham maddesini teşkil etmektedir.
Pipo içmek ise, adeta bir enstrüman çalmak gibidir. İyi bir
saksafoncu notaları konuştururken, enstrüman çalmayı bilmeyen adamın elinde
saksafon, gürültü çıkarmaktan başka bir ise yaramaz. Pipoyu içmeyi bilen,
piponun sıcaklığını, tütünün sıkılığını ve pipo-tütün uyumunu seçmeyi zanaat
haline getirmiştir ve notalar gibi yumuşak bir duman ile ödüllendirilir. Bir
enstrüman çalmanın vereceği zevk nasıl bir şarkıya sadece dinleyici olmakla
karşılaştırılamaz ise, pipo içmenin verdiği zevk de sigara içmekle
karşılaştırılamaz. Uğraştırdığı oranda, daha büyük bir zevktir.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder