Bize Gönderin

Bize Gönderin;
Sevgili okur, eğer sen de bizimle yazdıklarını paylaşmak istersen, yazını önümüzdeki ayın 7'sine kadar -bokgibi1blog@gmail.com - mail adresine gönderebilirsin.
" Haydi dök bize kuruntularını... "

10 Aralık 2016 Cumartesi

Nereden Geldik Biz Buraya ? -Delikadir-

İnsanın hayatında dönüm noktaları oluyor güzel veya kötü ama oluyor elbet. İşte benim de yıllar önce olmuştu hala etkisini gösteren..
Doğup büyüdüğüm toplum nedeniyle kitap okumak gibi bir alışkanlığım bir hevesim yoktu, kimse de bu konuda bana gerekli yardımı bulunmadı. Oysa en büyük abim kendimi bildim bileli sürekli kitap okurdu ama kendisi askeri lise okuduğu için çok nadir görürdüm kendisini. Yıllarca böyle süre geldi ve ben bunun eksikliğinin farkına varmadım, kitap okumayı
gereksiz buldum. O zamanlar farkında olmadığım ama şuan farkına vardığım büyük eksiklikleri biliyorum.
Lise de Kübra diye bir arkadaşım okuduğu kitabın sonunda ağladığını
söylemişti bende saçmalık olduğunu ve bir kitap okuyunca nasıl ağlandığını anlamadığımı söyledim, onun ısrarı ve benim merakım üzerine okudum o kitabı. Sinan Akyüz'ün
İncir Kuşları eseriydi. Harika bir kitaptı ve gerçekten kitabın sonunda gözlerim dolmuştu ağlamamak için tutmuştum kendimi. Sonrasında pek yolumuz kesişmedi kitaplarla.
Üniversiteyi kazandım Karabük'e geldim ve hazırlıktaydım. Üniversiteye yeni gelmiş öğrenci olarak hep ortamlarda olmak, partilerde takılmak, her gün kız arkadaşlarla gezmek gibi
süregelen hayale bende katılmıştım. Hep bir arayış peşinde saçma sapan şeylerin peşinde koşuyordum. Tabii ki bunda bir yıl boyunca sadece bir dersin (ingilizce) olması da vardı,
rahattık sınavlar kolaydı sıkıntımız yoktu.
Yazları Ankara'da garsonluk yaptığımdan yarı yıl tatilinde önce ki çalıştığım cafenin sahipleri çağırmışlardı, boş vaktim vardı ve bende gittim çalışmak için. Mekan
Ankara-Bahçelievlerde bulunan Kahve Dünyası'ydı. Günde 11 saat çalışıyorum ama samimi güzel bir ortam ve kahve muhabbetinin getirdiği -gerçekten sadece kahve olan
kahve içilen mekanlarda muhabbetler kaliteli ve koyu olur- samimiyet vardı. Müşterilerin çoğu öğrenciydi ve artık birbirimizi tanır olduk ve siparişlerini kahvelerini nasıl
içtiklerini bilir olduk. İşte bu noktada başlıyor asıl hikaye. Bir gün yine çalışıyorum ve masaların arasında gezinirken masaların muhabbetlerine kulak misafiri oluyorum ve muhabbetler bana çok uzak geliyordu. Çok güzel muhabbet ediyorlardı, kahkahalar atılıyor, bir fikrin üzerine düşünüyorlardı tartışıyorlardı derken bende iyice merak etmeye başladım ve bir baktım ki kitap-müzik-film-dizi-konser-tiyatro derken insanlar kültür sanat üzerine konuşuyor ve ben bu konulara çok uzağım. Acaba bir mucize olsa bu masalardan birisine otursam acaba muhabbetlerine ne kadar ortak olabilirdim diye sordum kendim kendime. Ne kitap okuyor ne doğru düzgün dizi takip ediyorum ne kaliteli filmler izliyorum ne konserlere gidiyorum ne tiyatro oyunlarına bilet alıyordum.
Bir de kendimi sorguladım, ilerde mühendis olacaktım, insanlar bana mühendis diyecekti o kep töreninden sonra ama ben sosyal hayatta resmen yoktum ve o gün karar verdim bir şeyler
değişecekti. Karabük'e dönünce oda arkadaşım -Ramazan- ve en yakın arkadaşımla -Sefa- oturduk cafede ben durumu anlattım ne kadar cahil kaldığımızı aslında nelerden yoksun olduğumuzu bundan sonra yapacaklarımı söyledim. Artık kitap okumaya başladım, yabancı diziler izlemeye başladık, yabancı filmler izliyorduk, konserleri takip ediyordum, okulda ki tiyatroları kaçırmaz oldum. Ramazan ikinci öğretim olduğu için geç uyanırdı gözünü açtığında benim kitap okuduğumu görünce çok şaşırırdı, dışardan odaya girince beni hep yatağa uzanmış kitap okurken görürdü. Arkadaşlarım bu azmimi görünce kitap alıp hediye etmeye başladılar derken kitap okumak artık bende nefes almakla aynı anlama gelmişti.
Yıllarca süre gelen bir alışkanlık oldu bende, otobüse bindiğimde oturuyorsam eğer kitap okurum ayaktaysam müzik dinlerim ki kitap okumayı sevdiğim en güzel ortam otobüslerdir.
Yeni yeni yazarlar tanıdım yeni kitaplar görür oldum. Her okuduğum kitaptan sonra kendimi biraz daha cahil hissetmeye başladım çünkü her okuduğum kitapta yeni bir dünyaya
açılıyordum ve bilmediğim daha çok şey olduğunu görüyordum. Yatağımın başucunda kalorifer peteği var kesinlikle orda bir kitap olmalı, yatmadan önce veya sabah kalkınca okuyabilirim neden olmasın.. Çantamda kesinlikle bir kitap ve düzenli takip ettiğim bir dergi olur. Her an birisini beklemem gerekecekse telefonu çıkarıp insanların samimiyetsiz fotoğlarını
beğeneceğime yada insanların ne haltlar yediğini takip edeceğime açar 10 sayfa kitap okurum boş sürahiyi biraz daha doldururum daha iyi.
Bir kaç ay öncesinde başladı yazma isteğim, okudukça yazmak isteyenlerdenim ben. Bir gün o kadar yazmak ve ürün çıkarmak istedim ki tek başıma bunun için yeterli olabileceğimi
düşünmüyordum. Etrafımda birbirinden farklı düşünen birbirinden farklı yaşayan bir çok insan var ve bunları bir araya getirmek benim işimdi. Benim gibi yazmak isteyenlere ulaştım.
Projemden bahsettim ve tabii ki bu güzel insanlar bu iyi yürekli insanlar beni yalnız bırakmadılar benim yanımda oldular ve bu projeye bu şekilde başlamış bulunduk.
Unutmayın;
Kitap okuyarak hayatında ki en büyük ve en zararsız devrimi gerçekleştirebilirsin.
<Sinan Akyüz'ün İncir Kuşları eserinden bir tutam>

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder