Bize Gönderin

Bize Gönderin;
Sevgili okur, eğer sen de bizimle yazdıklarını paylaşmak istersen, yazını önümüzdeki ayın 7'sine kadar -bokgibi1blog@gmail.com - mail adresine gönderebilirsin.
" Haydi dök bize kuruntularını... "

10 Mart 2017 Cuma

Japon Balığı [1. Bölüm] -Delikadir-

-1. Bölüm-

“Merhaba günlük. Bugün çok kötü bir gün geçirdim. Annemle babam kavga ederken öğrendim ki; babam kumarda evimizi ve bütün paramızı kaybetmiş. Valizini toplayıp bizi terk edip gitti, giderken ona tek bir kelime bile söyleyemedim. Kimseye derdimi anlatamıyorum, bir tek sana söyleyebiliyorum. Bundan sonra annemle bir başımıza ne yapacağız? Gerçekten çok korkuyorum sevgili dostum. Bizim de en geç yarın sabah evi terk etmemiz gerekiyormuş. Belki de yarın günlüğümü bir parkın bankında uyumadan önce yazarım…”

İki aşık bu gece de evlerinde rakı masasında gözlerini birbirlerinden ayırmadan kadehlerini birbirine vurdu. Hemen sonrasında Derin Düşünür o güzel sesini sevdiği adamın kulaklarında gezdirip kalbine ulaştı. Birsen Tezer’in Di Gel Yanıma şarkısını söylerken son kadehlerini de masaya bırakıp birlikte yan odadaki yatak odasına geçtiler. Her gece yaptıkları gibi Derin Düşünür yatağa usulca girdi ve Ünlü Düşünür köşedeki koltuğuna oturup sonuna geldiği kitabı eline aldı. Oda çok büyük denemeyecek kadar büyüktü. Yere yakın bir yatak, açık mavi -okyanusu anımsatan- bir nevresim vardı, duvarların her birinde farklı renkler vardı odanın içi gökkuşağı gibiydi. Hayatlarını temsilen rengarenk bir odaydı ve duvarlarda hiçbir şey asılı değildi. Karanlık odada tekli koltuğuna oturan Ünlü Düşünür sadece kendisine yanan gece lambasını açtı. Turgenyev’in Babalar ve Oğullar kitabını sesli bir şekilde okumaya başladı. Ünlü Düşünür’ün fazlasıyla tok ve etkileyici bir sesi vardı. Derin Düşünür ise aşık olduğu, hayatını adadığı adamı hem izliyor hem de dinliyordu ve her gece kalbinin sesine ulaşarak uykuya dalıyordu.
Ünlü Düşünür, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde Cinayet Büro Amiri olarak görev yapıyordu.
1.85 boylarında beyaz tenli, geniş omuzlu, kaslı ve iri yapılı denilecek bir fiziğe sahipti. Çok uzun olmayan saçlarını arkada toplardı, her sabah sakallarını itina ile keserdi. Yaşı 50’ye yaklaşmasına rağmen genç ve çok yakışıklı görünüyordu. Evli olduğu Derin Düşünür ise çocukluk aşkıydı. Derin Düşünür; 1.70 boylarında melez denilen bir ten rengine sahip kendisi için en ideal kiloda yıllardır bekliyordu. Uzun ve düz siyah saçlarını her sabah, çalıştığı Satranç Mimarlık Bürosu’na gitmeden önce at kuyruğu şeklinde yapardı. Masmavi gözlere sahip, dünyada nadir bulunan melezlerden birisiydi. Ünlü Düşünür, her sabah kıyafetlerini giyerken onu izlerdi. Düzgün bacaklar ve onu tamamlayan dolgun kalçasıyla ince belinden yukarı uzanan bir çizgi vardı. Dolgun göğüsleriyle birlikte güzel görüntü oluşturan omuzlarından yukarı çıktığında kusursuz ve orantılı burnunun altındaki yukarı doğru kalkmış şekilde duran üst dudağına ise hayrandı.
Beraber güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra Ünlü Düşünür “Vezir” adını koyduğu 1960 model Ford Mustang ile önce eşini büroya bıraktı. Hiç vakit kaybetmeden çözülmek üzere bekleyen bir cinayet için Emniyet Müdürlüğüne doğru yol aldı.
Büroya girdiğinde ise masalarında oturan Çiçek Akman ve Bulut Acer’i odasına çağırdı. İkiside Ünlü Düşünür’ün yardımcı komiserleriydi. Çiçek Akman; yirmili yaşlarını bitirmek üzere olan nişanlı bir kadın komiserdi. Bulut Acer ise otuzlu yaşlarında evli ve başarılı birisiydi. Ünlü Düşünür ikisine de çok güveniyordu.
Dört gün önce kayıp olduğunun ihbarı verilen ama ailesi tarafından öldürüldüğü düşünülen Damla Kıran olayı ile ilgili yeni bilgiler olup olmadığını sordu. Hiçbir yeni gelişme olmadığını söyleyen Bulut en son olarak ailesinin parayı alıp kızlarını öldürerek üstlerinde şüphe bırakmamak için ihbar etmiş olabilir diye düşünüyordu. O sırada içeriye savcı Canyakar girdi. Kendisi savcı olan Nilüfer Canyakar idi. Nilüfer Canyakar; soyadının hakkını veren, bir şekilde onu gören tüm erkeklerin canını yakacak güzellikte ve çekici bir kadındı. Beyaz gömleğin altında ki dolgun göğüsleri ve giydiği mini eteklerle yüzünün güzelliği bir bütün olmuştu artık. Bu son yaşanan olayı başından sonuna dinlemek istediğini söyledi. Çiçek hemen doğrularak şöyle anlattı;
-Facebook’ta bir yarışmaya katılan Damla Kıran, video çekip gönderiyor ve ödül kazandığına dair bir mail alıyor. Ailesine söylüyor bu durumu ve ödülü almak için gidiyor. Ödülü alıyor, sonra kayboluyor.
Savcı Hanım bir anda nasıl kaybolduğunu merak edip Çiçek’e soruyor. Çiçek ise hemen devam ediyor;
-Yarışmayı düzenleyen ve para ödülünü verecek kişinin adresine gittiğimizde ahraz bir adam karşıladı bizi. Yazışarak falan bir şekilde anlaştık ve adam bize hem makbuzu hem de iç ve dış kamera kayıtlarını gösterdi. Kameralarda Damla Kıran parayı alıyor ve yürüyerek uzaklaşıyor. Sonrasında ise hiçbir kamerada görünmüyor veya çevrede gören kimse olmuyor. Biz de acaba ailesi o ödülü zorla kızlarından alıp öldürdüler mi diye bu ihtimal üstünde düşünüyoruz.
Nilüfer Canyakar: Televizyondaki cinayet programlarına malzeme olmadan çözülmesini isteyip, büroyu terk etti.
Ünlü Düşünür yardımcılarına;
-Evin çevresindeki insanlara tekrar sorun belki gören duyan olmuştur.
Bulut ve Çiçek en son görüldüğü yere giderken Ünlü Düşünür kadının ailesiyle tekrar görüşmeye gitti.
İki gün geçmişti ve hala yeni bir bilgi yoktu. Ofiste otururken telefon çaldı ve bir kayıp kadın haberi daha geldi, ailesi kadının ölmüş olabileceğinden şüpheleniyordu. Ünlü Düşünür ve ekibi Ford Mustang’e atlayıp ihbarda bulunan ailenin yanına giderken arabanın içini dolduran Sezen Aksu’nun Kaçın Kurası şarkısı kayıp olan iki kadını gözlerinde canlandırıyordu.
Ünlü Düşünür’ün kafasında bu kaybolan kadınlar yerinde kendi kızı olsaydı düşüncesi geçiyordu. Ama onu daha çok etkileyen ve üzülmesine sebep olan ise, yıllardır tedavilerin bile faydası dokunmayan çocuk sahibi olamamaları durumuydu. Bu düşünce kafasını kemirirken Buket Canpolat’ın ailesinin oturduğu evin önüne gelmişlerdi.
Ailesiyle konuşmaları sonucunda “Kızlarının Facebook üzerinden bir yarışmaya katıldığı ve ödül kazandığını söyleyen bir mesaj aldığını daha sonra o ödülü almak için bir yere gittiğini ve daha sonrasında kızlarından haber alamadıklarını” söylediler. Adresi sorduklarında ise önceki olayla aynı adres olduğunu anlamışlardı. Çünkü o adreste “Kuş Konmaz Mahallesi Gün Gelir Caddesi Devran Döner Sokak No:4 Altınbağ / Ankara” bu şekildeydi.
Arabaya binip geçen gün gittikleri adrese giderken bu sefer arabada Haramiler grubunun seslendirdiği Drama Köprüsü türküsünü dinliyorlardı. Türkünün bitmesine yakın adrese ulaştılar. Kendilerini yeniden ahraz adam karşıladı. Ünlü Düşünür soruyordu, ahraz adam konuşamıyordu ama anlayabiliyordu konuşulanı. Bu ahraz adam Sefa Tiğ idi. Annesi babası Sefa çocukken vefat etmişlerdi. 1.75 boylarında çok kilolu olmadan kilolu denilecek bir kilosu vardı, omuzları ve kolları heybetliydi, asker tıraşı olmuş saçlarından ziyade bal renginde gözleri dikkat çekiyordu. Oysa bebek gibi yüzü vardı ve daha tüy çıkmamıştı suratında. Sefa Tiğ açıklamasını kağıda şu şekilde döktü:
-Evet bu kadın arkadaş geldi buraya. Bende parasını verdim makbuzu da var ve kameralar kayıtta istediğiniz şekilde onları izleyebilirsiniz. İki olayda da ben suçlu gibi görünüyorum, acaba birisi bana mesaj vermek mi istiyor?
Ünlü Düşünür kibar bir şekilde kendisinden kamera kayıtlarının kopyasını istedi ve sakin olmasını olayı araştırdıklarını, en kısa zamanda somut delillere ulaşacaklarını ama biraz daha dikkatli olması gerektiği söyledi.
Büroya döndüklerinde kamera kayıtlarını izlediklerinde Buket Canpolatın parayı alıp ofisten çıktığı ve dış kameradan da yürüyerek uzaklaştığı görülüyordu. Ama bu ofis biraz tenha yerdeydi. Yani çevredeki insanlar görmeden kaçırılma ihtimali yüksekti. İki olayı da birleştirdiklerinde, ortak noktalarını, ihtimalleri düşündüklerinde birilerinin bu paradan haberdar olduğunun ve bu insanların parayı aldıktan sonra kaçırıldığının daha doğru bir ihtimal olduğu üzerinde çalışmaya başladılar.

Ünlü Düşünür ofisten çıkmadan önce yardımcılarına dönüp “Yarın sabah ilk işlerinin birisinin Buket ve Damlanın arkadaşlarıyla konuşmasını, diğerinin de olay yerinde insanlara sormasını, ailelerden tekrar ifade almasını” söyledi. Yarından itibaren üçünü de hareketli ve koşuşturmalı günler bekliyor…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder