Top sektirerek
arkadaşlarının dışarı çıkmasını beklerken nasıl oldu da topu sektirecek
çocukluğun seni terk etti be arkadaş? Nasıl oldu da topunun soyulmasına
üzüldüğün günlerden iyiliğinin, hayallerinin soyulmasına üzüldüğün günlere
geldin?
Sen de fark etmedin
dimi? Bütün arkadaşların sen onları beklerken camın altında, onlar çoktan
camlarını kırıp dışarı çıkarken, sen hala annene seslenip sana ekmek arası
şokella göndermesini istiyorsun. Aç ulan gözünü aç. Tamam o maç arasında
yediğin ekmek arası şokella dünyanın en güzel nimeti olabilir, ama şokella bile
değişti be kardeşim.8 lira olmuş!
Yaaa öyle mal gibi
bakarsın işte, şokella bile masumiyetini kaybetmişken hala masum kalabileceğini
nasıl düşünürsün be salak!
Siktir lan ne alaka
deme? Alaka, en çok da bu örnek alaka soktuğumun salağı! ulan hahahahahah hiç
büyümeyeceksin dimi? Kale yaptığın o sokak taşları şimdi büyüdü apartman oldu!
Ama yooook sen hala bakmak istediğin pencereden bak! bak bakalım sokakta top
oynayan kimse var mı?
Tamam yeter sus
artık, her şeyin farkındayım amına koyduğumun oğlu! Bir sen zekisin dimi
siktiğimin ibnesi? Doğruyu yanlışı bir sen bilirsin değil mi? Ben bilmiyor
muyum artık o yıllara dönemeyeceğimi? Ama bunu itiraf etmek ne kadar zor
biliyor musun? Hiçbir şeyin eskiye dönmeyeceğini, annem hayattayken kokusunu
içime çeke çeke sarılamayacağımı düşünmek... senin karşında ağlamayacağıma
babamın üzerine yemin ettim kendime.
Üzerine yemin
edebileceğim bir babam var ama sesini unuttum. Babanın sesini unutmak nedir biliyor
musun? Geçmişsin kafamın içinde konuşuyorsun sadece. Benim kafamın içinde
benden daha zeki olduğunu düşünüyorsun küstah! Ben bilmiyor muyum senin bu
söylediklerini, senden çok her gün ben yüzleşiyorum bu gerçeklerle. Babam ulan
babam! Orada bir yerde hayatta nefes alıyor, uyuyor, çay içiyor, sigara
içiyor... Hep bir gün bırakacağım şu mereti deyip dururdu. Umarım bırakmıştır.
Bu arada LM çok kötü sigara baba içeceksen de başka bir sigara iç. Neyse
konumuz sigara markaları değil. Uzun zamandır baba kelimesini de söylemiyordum.
Aslında söylemesi çok kolay ama bir o kadar da zor. Hele ki hali hazırda
babanız hayattaysa. Geçen gün babama bir mektup gibi bir şey yazdım:
'Dün doğum günündü
baba, unutmadım tabi ki. Hem niye unutayım ki? İnsan babasının doğduğu günü
nasıl unutabilir ki? aramayı çok istedim yemin ederim. Biliyorsun boş yere
yemin etmem, kızarsın. Ama telefonu açınca ne diyeceğimi bilemedim. Yaklaşık 5
yıldır her doğum gününde arayıp ilk hangi kelimeyi kullanmam gerektiğini
düşündüm. Bulana kadar zaten gün bitiyor. Yani unuttuğumdan değil ne diyeceğimi
bilemediğimden arayamadım bunca yıl. Umuyorum ki sen de ne diyeceğini
bilmediğin için beni doğum günlerimde aramadın. Değil mi baba? 5 Ocak. Yeni yıl
yeni umutlar getirdi bana derdin hep benim için. Unutmadın dimi? Unuttuysan da
canın sağolsun be baba. Biliyorum bu kadar güçsüz olmama da kızardın. Ben senin
sesini bir kere duysam, bana oğlum desen bütün dünyayla savaşırım baba
biliyorsun.
Annemler nasıl?
Burnumda tütüyor...
Annem ben eve geç geldiğim, seninle ve abimle
kavga ettiğim geceler bir köşeye geçip sessizce ağlardı hep, senin
bağırmalarına değil de annemin göz yaşlarına üzülür, göz yaşlarının dökülmesine
sebep olduğum için kendimden nefret ederdim.
Hani sana kızdıkça
kendini mutfağa atar da sürekli sinirden yemek yapardı ya. O sinirden yaptığı
yemeklerin tadı başka hiçbir yemekte olmuyordu gerçekten. Hatta bazen sırf o
sinirle güzel yemekler yapabilsin diye sizin kavga etmenizi istediğim bile
olurdu.
Neyse çok fazla
uzattım farkındayım. Sizi düşünmekten bir an bile vazgeçmedim baba, özleminiz
her gün daha fazla nefesimi kesiyor. Alışmaya çalıştım ama insan nefes
alamamaya nasıl alışır baba? Hepinizi kucak dolusu sevgilerimle öpüyorum.'
Yani senin
anlayacağın küstah bey benim kafamın içinde bana artistlik taslaman çok
salakça. Bir şekilde hayatıma devam etmeye çalışıyorum sadece. Zaten her şey
benim için bu denli zorken bir de seninle uğraşmayayım izin verirsen...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder