Bize Gönderin

Bize Gönderin;
Sevgili okur, eğer sen de bizimle yazdıklarını paylaşmak istersen, yazını önümüzdeki ayın 7'sine kadar -bokgibi1blog@gmail.com - mail adresine gönderebilirsin.
" Haydi dök bize kuruntularını... "

10 Şubat 2017 Cuma

Asuman -Onur Albayrak-

Eğer bu bir roman olsaydı sen ve ben şimdi aynı sayfadaydik diyor Murat Menteş, Zülfikar Zarifoğlu’nun ağzından. Ben de ekliyorum isimlerimiz yan yana gelse çok güzel bir şiir olurduk. Gerçi isimlerimiz yan yana gelecekse ben düz yazı olmayı da kabul ederdim Asuman.
Ama ne yazık ki edebiyattan anlamıyorsun. Edebiyat neyse de beni nasıl anlamadın?Seni kitap gibi okurken bir ayraç kadar değerim yok muydu sende? Sonbahar oldun yaprak döktüm, yaz oldun çocukları sevdiğin için onlar mutlu olsun diye kumdan kale. Ama bir türlü sevdiğin adam olamadım. Biliyorum 3 yıldır aynı cümlelerle arkandan konuşuyorum. Eğer yüzünü bir kez daha görebileceksem bir 30 yıl daha gıybetini yaparım biliyorsun.
Konu yüzünden açılmışken... dur kızma hemen. Utandırmayacağım seni. Hem niye utanıyorsun ki? tamam tamam, her baktığımda adımı unuttuğum o yeşil gözlerinden bahsetmeyeceğim mesela, ya da en güzel cümleleri duymayı hakeden kulaklarından. Her bir teli farklı bir hikaye anlatan kıvırcık saçlarını söylemiyorum bile. Burnuma her dokunuşunda beni aforoz ettiren kokun… En çok da kokunu unutmak korkutuyor beni. Bir yerde okumuştum, dünyanın en kötü şeyi sevdiğinin sesini unutmak diyordu. Bence en kötüsü kokusunu unutmak. Düşünsene ciğerlerine çekiyorsun kokuyu, kalbine en yakın olan yere. Her nefes alışında onun kokusu yapışıyor ciğerlerine. Bu yüzden en kötüsü kokunu unutmak Asuman. Ciğerlerime yapış ve hiçbir yere gitme ne olur.
 Bak sana bir şey anlatacağım. Bunu ilk defa anlatacağım vallahi. 5-6 yıl önce kocanın işi gereği apar topar Niğde’ye gitmiştiniz hani, o gece her yerde Niğde'ye otobüs bileti aradım ama galiba senden başka kimse Niğde’ye gitmiyordu. Bilet bulamadım. Kocanın olup olmadık işlerine ben bile alışmıştım aslında. Her neyse, hemen bir araba kiralayıp çıktım yola ehliyet var ama tecrübe? Birinci vites ikinci vites derken bastım gaza gidiyorum. Bütün tır şoförlerinin sana gelmemi engellemesine rağmen hem de.Bir ara yine seni düşlerken bariyerlerin bana ıslık çaldığını duydum ama biraz geç kalmıştım herhalde. Birkaç taklanın ardından araba ters dönmüş, hemen ambulans falan derken 2 gün sonra açtım gözlerimi. Niğde'nin hastahane olduğunu düşündüm ilk başta. Fazla geçmeden SSK Hastahanesi'nde olduğumu anladım. Kaburgalarım ve kolum kırılmış. Ama hiçbiri yanında olamamaktan daha fazla yakmıyordu canımı Asuman. Hastaneden çıktıktan sonra birde arabayı kiraladığım tefecilere borcumu ödeyemediğim için ayağıma sıktılar. Topallayarak aradım seni ondan sonra,ama bir daha haber alamadım.Gördüğüm her kadında seni aradım.Hatta bazen kendimi hiç tanımadığım kadınları koklarken yakaladım. Onların kocaları da beni eşlerini koklarken yakaladı tabi. Dayak yemek koymadı ama ciğerlerime hapsettiğim kokuyu bir daha burnumun alamayacağını düşünmek ben çıldırtıyordu.
Sonra biri geldi ve dünyanın en normal olayıymış gibi senin öldüğünü söyledi. Neymiş ölenle ölünmüyormuş, hayat devam ediyormuş. O an bu cümleleri duyan kulaklarımdan utandım ve onları kesmek istedim. Engel oldular. O cümleleri kuran ağızları kırdım ben de, ama inanmadım, mezar taşında ismini okuyana kadar inanmadım kimseye yemin ederim. Asuman ulan dedim Asuman. Beni sevmemene anlam verebilirdim belki ama ölmek, bu bana yaptığın en büyük kötülük oldu. Adını şiir kitaplarında düşlerken buz gibi mermerde yazılı görünce bütün şairlere küstüm. Hani sokağa bir poşet dolusu misketle çıkarsın, eve döndüğünde cebinde sadece bir tanesi kalır, hayat bütün misketlerini almıştır, o son misketin varlığıyla tutunursun çocukluğuna,yaşama, sen de benim son misketimdin. Toprağa sinmişti sanki kokun, yağmur yağmaya başlayınca fark ettim, toprağın bile sen kokuyordu. Ceplerime doldurabildiğim kadar doldurdum, seni oraya hapseden topraklardan. Karanlıktan çok korkardın, o ahmak seni karanlığa terk edip gitmişti. Evet kocan, daha fazla korkma diye 2 gün yanında kaldım.3. günün sabahında buldular mezarının üstünde uyurken. Toprakları bir kavanoza koydum arada koklayıp konuşuyorum.
Sonra yaralarımı sarmak istediğini söyleyen bir kadınla tanıştım. Tedavi olmak istemediğimi söyledim ama dinlemedi. Üzdüm, kırdım, ağlattım ama yanımdan hiç ayrılmadı. Senden bahsettim sürekli ama asla sen olmaya çalışmadı. Sadece onun da saçları kıvırcık, elinde olmayan sebeplerle sana benzeyen tek yönü. Zamanla iyi gelemeye başladı bana ama asla seni unutturmaya çalışmadı. İçimde sen varken sevdi beni ama benim onu sevebilmem için kokunu unutmam gerekiyordu Asuman. Bana sakın kızmaya da kız istersen en azından bana karşı bir duygu beslemiş olursun fena mı…

Bir kızım var şimdi adı Asuman değil, karımı üzmek istemedim. Zaten sana ihanet etmiş gibi hissediyorum ama bir görsen öyle bir "baba" diyor ki verdiğim nefesi ister istemez geri alıyorum. Artık hayatta kalmam için geçerli iki sebebim var Asuman. Bu sana son mektubum Asuman gidiyorum. Polonya’ya yerleşeceğiz, araştırdım güzel bir yere benziyor. Bu coğrafyada mutluluk petrol kadar pahalıydı benim için. Seni burda bırakmak zorundayım. Belki bir gün uzun zamandır giymediğim montumun cebinden sen çıkarsın. O zamana kadar hoş çakal seni seviyorum Asuman…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder