Soğuk bir kış günü içinden söylene söylene 3 kat giyinmek. Her gün en az 3 kez, sinyal vermeyen ‘’insanlara’’ küfür etmek. Bir yere yetişmeyen çalışırken tekerin indiğini hissedip dehşete düşmek. Yanından geçen her motosiklette iç geçirmek (özellikle geceleri). Gaza abanıp kara dumanlar atan bir kamyondan kurtulamamak. Bazen yağış var mı? diye on kez hava durumunu kontrol etmek. Kaza yapmak, düşmek. Sabah uyanıp dün gece bir arkadaşını kaybettiğini öğrenmek, genelde alkollü bir araba sürücüsünün marifeti ile! Belki 1 hafta arkanda farı beliren her arabada kaskatı kesilerek sürüş yapacağını daha o an anlarsın zaten. Sonra düşünülür ailesi her bisiklet gördüğünde kas katı kesilmez mi? Ya benim ailem? Ne riskler almıyoruz ki hayatta?
Bunlar sadece madalyonun bir yüzü. Kötü geçen bir final sonrası eve döndüğünde gelen her şey yoluna girecek hissi. Yaz günü yağan o yağmurun çimenler için ne demek olduğunu anlayan yolda ki tek kişinin sen olduğun hissi. Rampayı bitirip manzarayı izlerken ben buraya nasıl çıktım? hissi. Bilmem kaç bin metreden sahile arazi inişi yaparken seks mi daha iyi bu mu diye düşündüğün an düşeyazmak ve bu makine kesinlikle zihnimi okuyor hissi?! Kısacası çoğu insandan daha hisli olmak.
Bir de bu bisiklet turların da yüzlerle destek olan insanlar var. Arkada trafiği tutan kamyoncudan tutun onlarca kilometre beraber gidip kahkaha atmaktan süremeyecek hale gelmenize neden olanları. Fikirlerinize değer veren teknik hastalarından, sizin iyiliğiniz için sizi üzen güvenlik hastalarına kadar. Sizden önce başlayanlara duyduğunuz saygı sizden sonra başlayanlara duyduğunuz hayret ‘’ ne ara böyle gitmeye başladı?’’ dedirtenler. Özel insanlar var. Yürürken gidonu tek elinizle tutmanızı sağlayan insanlar. Bunun yanında sadece bir makine kullandığınız için sizden nefret eden insanlar, kraldan çok kralcılar var. Sizi görünce peşinizden koşan çocuklar var mesela bir de köpekler tabi. Çok şey öğreten çok şey öğrettiğiniz insanlar. Bisikletinizin yolda kalmasını sağlayan insanlar var. Bir de bisikletinizin yolda kalmasını sağlayanlar.
Yollar var en çok, asfalt yollar, tozlu yollar,karlı yollar, toprak yollar, kırmızı yollar, dağları aşan yollar, tartışmasız en güzeli virajlı yer çekimini lehinize çeviren yollar. O yolların şarkıları var. Bir de yolları olan şarkılar var ama konumuz onlar değil.
Yollarda aklından geçenler var. Bazen aklını başından alan yollar var. Bacaklara o kadar kan gidince düşünemez oluyor insan. Durunca tırmanışlar zorluklarla mücadeleyi öğretiyor aslında geçer kafadan. Dinlenmenin aslında bir süreliğine pes etmek olduğunu anlamak, fakat manzarayı kaçırmanın ne demek olduğunu kavramanın verdiği kararsızlık içinde yol almak. İnişlerde dikkati toplamak ne demekmiş anlarken birde Heinsberg’in belirsizlik ilkesini anlamak var hızını bildikçe dünyanın neresinde olduğunu, bir sonra ki vizenin ne zaman olduğunu hatta bazen nereye gittiğinin bilinemeyeceği gerçeği. Yarışlarda hızın göreceli olduğu geçer akıldan ama yine çok zevk alınır. Bazı yollarda akıldan geçenlerin unutulacağı geçer akıldan. Keşke kayıt eden bir şey olsa diye hayıflanılır, sonra yolu unutacak halin yok ya denir kendi kendine. Ama tekrar gidilmeyen her yol unutulmaya mahkum. Tüm bu akıldan geçenler ve anlaşılanlardan sonra çoğu insandan anlayışlı olunur.
Bunları düşünerek giderken bazen hava sıcaktır. Bazen çok soğuktur. Şanslıysanız güneş batarken kar yağar ve kulağınıza fısıldar Freddie ‘’This could be heaven’’.
Yazıyı Şehrazat’ın 1001 gece masalı gibi uzatmak mümkün ama o zaman masal olur. Her ilk pedalla bir macera başlar ister alelade bir günün sabahı olsun ister bir yarış sabahı.
Bugün olduğum kişide her kilometreyi bulabilirsiniz aslında.
Bunlar sadece madalyonun bir yüzü. Kötü geçen bir final sonrası eve döndüğünde gelen her şey yoluna girecek hissi. Yaz günü yağan o yağmurun çimenler için ne demek olduğunu anlayan yolda ki tek kişinin sen olduğun hissi. Rampayı bitirip manzarayı izlerken ben buraya nasıl çıktım? hissi. Bilmem kaç bin metreden sahile arazi inişi yaparken seks mi daha iyi bu mu diye düşündüğün an düşeyazmak ve bu makine kesinlikle zihnimi okuyor hissi?! Kısacası çoğu insandan daha hisli olmak.
Bir de bu bisiklet turların da yüzlerle destek olan insanlar var. Arkada trafiği tutan kamyoncudan tutun onlarca kilometre beraber gidip kahkaha atmaktan süremeyecek hale gelmenize neden olanları. Fikirlerinize değer veren teknik hastalarından, sizin iyiliğiniz için sizi üzen güvenlik hastalarına kadar. Sizden önce başlayanlara duyduğunuz saygı sizden sonra başlayanlara duyduğunuz hayret ‘’ ne ara böyle gitmeye başladı?’’ dedirtenler. Özel insanlar var. Yürürken gidonu tek elinizle tutmanızı sağlayan insanlar. Bunun yanında sadece bir makine kullandığınız için sizden nefret eden insanlar, kraldan çok kralcılar var. Sizi görünce peşinizden koşan çocuklar var mesela bir de köpekler tabi. Çok şey öğreten çok şey öğrettiğiniz insanlar. Bisikletinizin yolda kalmasını sağlayan insanlar var. Bir de bisikletinizin yolda kalmasını sağlayanlar.
Yollar var en çok, asfalt yollar, tozlu yollar,karlı yollar, toprak yollar, kırmızı yollar, dağları aşan yollar, tartışmasız en güzeli virajlı yer çekimini lehinize çeviren yollar. O yolların şarkıları var. Bir de yolları olan şarkılar var ama konumuz onlar değil.
Yollarda aklından geçenler var. Bazen aklını başından alan yollar var. Bacaklara o kadar kan gidince düşünemez oluyor insan. Durunca tırmanışlar zorluklarla mücadeleyi öğretiyor aslında geçer kafadan. Dinlenmenin aslında bir süreliğine pes etmek olduğunu anlamak, fakat manzarayı kaçırmanın ne demek olduğunu kavramanın verdiği kararsızlık içinde yol almak. İnişlerde dikkati toplamak ne demekmiş anlarken birde Heinsberg’in belirsizlik ilkesini anlamak var hızını bildikçe dünyanın neresinde olduğunu, bir sonra ki vizenin ne zaman olduğunu hatta bazen nereye gittiğinin bilinemeyeceği gerçeği. Yarışlarda hızın göreceli olduğu geçer akıldan ama yine çok zevk alınır. Bazı yollarda akıldan geçenlerin unutulacağı geçer akıldan. Keşke kayıt eden bir şey olsa diye hayıflanılır, sonra yolu unutacak halin yok ya denir kendi kendine. Ama tekrar gidilmeyen her yol unutulmaya mahkum. Tüm bu akıldan geçenler ve anlaşılanlardan sonra çoğu insandan anlayışlı olunur.
Bunları düşünerek giderken bazen hava sıcaktır. Bazen çok soğuktur. Şanslıysanız güneş batarken kar yağar ve kulağınıza fısıldar Freddie ‘’This could be heaven’’.
Yazıyı Şehrazat’ın 1001 gece masalı gibi uzatmak mümkün ama o zaman masal olur. Her ilk pedalla bir macera başlar ister alelade bir günün sabahı olsun ister bir yarış sabahı.
Bugün olduğum kişide her kilometreyi bulabilirsiniz aslında.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder